MENU
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  Başkan'dan
  Etkinlikler
  Yönetim
  Basında Kayseri T.O.
  Uzmanıyla Söyleşi Dökümanları
  Mevzuat
  Üyeler
  Forum
  Resim Galerisi
  Download
  İletişim
 
ANKET
 
Önemli Bağlantılar
  Sağlık Bakanlığı
  Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü
  Türk Tabipleri Birliği
  Kayseri Valiliği
  Kayseri Büyükşehir Belediyesi
  Kayseri Eczacılar Odası
  E.Ü. Tıp Fakültesi
  Kayseri Eğt. ve Arş. Hastanesi
  Kayseri Doğumevi
  NNY Göğüs Hastanesi
  Özel Anakalp Hastanesi
  Özel Avrupa Hastanesi
  Özel Erciyes Hastanesi
  Özel Güneş Hastanesi
  Özel Hayat Hastanesi
  Özel İbni Sina Hastanesi
  Özel Kayseri Göz Merkezi
  Özel Maya Göz Merkezi
  Özel Melikgazi Hastanesi
  Özel Sevgi Hastanesi
  Özel Tekden Hastanesi
 

 

 
.: Kayseri Sigorta Acentaları Birliği :.
 
Doç. Dr. Karamehmet Yıldız
05/04/2009
Hekimlik İmajı Yönünden Aile Hekimliği
 

Sağlık Bakanlığı’nın “Sağlıkta Dönüşüm Programı” çerçevesinde gerçekleştirmek istediği köklü değişikliklerden biri de aile hekimliği uygulamasıdır. Bu uygulama ile 1961’den beri yürürlükte olan “Sağlık Hizmetlerinin Sosyalizasyonu” projesinin yürürlükten kaldırılması ve birinci basamak sağlık hizmetlerinin tamamen farklı bir anlayışla yeniden yapılandırılması planlanıyor. Uygulama aynı zamanda birinci basamak sağlık hizmetlerinin şimdilik kısmen, daha sonra da tamamen özelleşmesini gündeme getiriyor. Her aile hekimliği birimi dolayısıyla aile hekimi, özerk bir işletme olarak değerlendiriliyor ve birinci basamak sağlık hizmetleri adeta bu işletmeye ihale ediliyor. Böylece aile hekimi olmayı tercih etmiş hekim, devlet memuriyetinden de feragat etmiş sayılıyor ve yasalar karşısında memuriyetin koruyucu şemsiyesi altından çıkarılmış oluyor. Bu durum, aile hekiminin omuzlarına yüklenmiş, ancak şimdilik fark edilmeyen, ağır bir yasal sorumluluğu da beraberinde getiriyor.

 

 Aile Hekimliği ilk pilot il olan Düzce’de 2005 yılında başlatıldı. Ardından 2006 yılında 10, 2007 yılındaysa 12 il aile hekimliği pilot uygulaması kapsamına alındı. Uzun fakat sonuçsuz tartışmalar arasında, 2008 yılı sonunda Kayseri’nin de içinde bulunduğu otuzdan fazla ilde aile hekimliği uygulanmaya başlandı. Uygulama üçüncü yılını doldurmuş ve ülkemizdeki illerin yaklaşık yarısını kapsıyor olmasına rağmen hala pilot uygulama niteliği taşıyor. Bununla birlikte, ne yazık ki, aile hekimliği konusunda tarafların (hekim-hasta-yöneticiler) yeterince bilgilendirildiğini de düşünmüyoruz. Dolayısıyla ülkemizde aile hekimliği halen belirsizliklerin hâkim olduğu bir mecrada yürütülüyor. Bu durum aile hekimi olan ya da olmak isteyen meslektaşlarımız arasında endişe yaratıyor olsa da, iyi bir merkezde çalışmalarına yetecek kadar hizmet puanı olan hekimler, işin bu yönünü genellikle sorgulamıyor. Şüphesiz bunun en büyük nedeni, aksayan yönleri olsa da, aile hekimliğinin meslektaşlarımızın gelirlerini oldukça artırması.

 

Bu yazıda yukarıda “uzun fakat sonuçsuz” olarak nitelediğimiz tartışmaları sürdürmek yerine aile hekimliğine bir başka açıdan yaklaşmak istiyoruz. Keza sonu gelmeyen tartışmalar arasında ülkenin yarısında uygulanan aile hekimliği, geri dönüşü olmayan bir yola girmiş durumda.  Aile Hekimliği kavramı, ne yazık ki, yıllar içinde yıpranmış, örselenmiş, “Pratisyen hekim”lik imajını nasıl değiştirebilir? Gelin birlikte bunu irdeleyelim.

 

Pratisyenlik diğer meslek gruplarında, bir alanda uzmanlaşmamış meslek erbabı için kullanılmazken, daima zoru başararak hekim olmuş meslektaşlarımızın üzerine adeta yapışıp kalmıştır. Ülkemizde bir avukata, hangi tip davalarda uzmanlaşmış olduğu, bir mimara hangi tip yapılar üzerinde çalıştığı sorulmazken bir hekim, "ne doktoru" olduğunu her gün defalarca açıklamak zorundadır. Bir meslek unvanı olarak pratisyen” kelimesinin kullanılmasının hiçbir yasal ya da sosyal dayanağı olmadığını belirten dostumuz Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök’ün tabiriyle, bu ön ad mesleki unvan sıralamasında herkes tarafından “tenzil-i rütbe” olarak görülmüştür.

 

Geçmişe bakacak olursak, yarım asırdır birinci basamak sağlık hizmetlerinin yükünü omuzlayan hekimlerin yetki ve sorumluluk çerçevesinin bir türlü çizilemediğini görüyoruz. Bu yüzden, en yüksek puanları alarak kazandıkları fakültelerde, uzun ve meşakkatli bir eğitim sürecinin sonunda zor olanı başarmış ve “hekim” olmuş insanlar, adeta bir fonksiyon paralizisi içinde, “ne doktorusun” sorusuna yanıt verebilmek için, ümitli/ümitsiz her 6 ayda bir TUS sınavına, Ankara’ya aktılar. Onlara ne hak ettikleri yaşam standardını yakalayacak kadar ücret verildi ne de sosyal statülerini iyileştirecek görev ve yetki tanımları yapıldı. Toplum onların hekimliklerinden ve mesleki becerilerinden yararlanmak yerine sadece imza yetkilerini kullanmayı hatta kötüye kullanmayı tercih etti. Ülkenin en çok emek ve para harcayarak yetiştirdiği bu hekimler, halk tarafından sınavı yaklaşan çocuklarına rapor veren ya da komşusundan duyduğu ilacı reçete eden görevliler olarak değerlendirildi. Kamu kurumlarının bazı yöneticileri sorumluluktan kurtulmak için izin veremedikleri öğrencilerini ya da memurlarını, yetkilerini usulsüzce kullanmaları talebiyle hekimlerin kapısına yığdılar. Hekimlik yapmak isteyen ve bu usulsüz ve gayriahlâkî talepleri karşılamak istemeyen hekimler kötü muamelelere maruz bırakıldılar. Daha da vahim olanı, bazı yöneticiler ve eli kalem tutanlar, politik kaygılarla ya da reyting kazanmak amacıyla, olumsuz hekim imajı oluşmasına yadsınamaz katkılarda bulundular. İlgi çekmenin kolay yolunu hekimler ve sağlık üzerinden siyaset yapmakta buldular. Bu ve daha birçok nedenle, sağlık hizmetlerinin temelini ve bel kemiğini oluşturan birinci basamak hekimliği bizim ülkemizde her geçen gün önemini ve değerini biraz daha yitirdi. Buna bağlı olarak da pratisyen hekimlik, değeri gittikçe azalan hatta biraz daha ileri gidersek -hekimlikten bir önceki aşamada yer alan ara bir meslek-miş gibi algılanan görünüme büründü. Elbette her zaman herkesten daha çok çalışarak “hekim” olma hakkı elde etmiş olan ülkemizin bu seçkin beyinleri bunu hak etmediler.

 

Aile Hekimliği ülkemiz için yepyeni bir kavram. Hem hekim hem de hasta açısından son derece olumlu çağrışımlar yapıyor. Kulağa hoş geliyor. Aile hekiminin yetki ve sorumluluklarının daha iyi belirlenmiş olduğunu söyleyebiliriz. Aile hekimliği, hekimlere sadece eskisinden daha iyi gelir sağlamıyor. Somut olarak yaptığı işi gösterebileceği bir bölge ve bir nüfus sunuyor. Hekim sorumlu olduğu bu bölgede hasta kitlesini, hasta da hekimini tanıyor. Böylece hekim, sağlam bir hekim-hasta ilişkisi kurabilme imkânını elde ediyor. Uygulama, hekimin çalışma ortamını gönlünce düzenleyebilmesini teşvik ediyor ve buna olanak ve kaynak sağlıyor. Hatta hekime tahsis edilen (kiralanan) mekânın dışında, başka bir mekâna taşınma serbestîsi tanıyor. Bunun da ötesinde bu uygulama, hekime mesai saatlerini dahi kendi iradesiyle düzenleyebilme yetkisi veriyor. Birçok yönden hekimi sorumluluk altına sokmakla birlikte, aile hekimliği aslında hekimlere hayal ettikleri hekimliği özgürce yapabilme olanağı sunuyor.  Dolayısıyla bu uygulama biz hekimlere, içimize hiç sindiremediğimiz pratisyen hekimliğin o yıpranmış, örselenmiş, olumsuz imajını, hem isim hem de kavram olarak değiştirebilme fırsatı tanıyor.

 

Çoğu zaman uzman hekimlerin uzmanlık alanı dışındaki konularda hastasını güvenerek emanet edebildiği, bilgisine, becerisine ve hekimliğine güvenen, dünün pratisyen bugünün aile hekimleri bu fırsatı mutlaka değerlendirmelidir. Hekim, hasta kitlesi, yardımcı sağlık personeli, bölgesindeki kanaat önderleri ve ilaç propagandistleri ile ilişkilerini düzenlerken daima mesleğinin saygınlığını göz önüne almalıdır. Meslektaşları ile ilişkilerinde etik ilkeleri her şeyin üzerinde tutmalıdır. Aynı şekilde çalışma ortamının düzenlenmesinde de titiz davranmalı ve kendisine tahsis edilen ekonomik desteği bu yönde kullanmaktan kaçınmamalıdır. Hekimler yepyeni işlerine dört elle sarılmalı, saygın ve güvenilir bir aile hekimliği müessesi oluşturmak için olağanüstü gayret sarf etmeli ve bu uğurda her tür sorumluluğu kaçınmadan üzerine alabilmelidir. Aksine davranışlar, sadece bu fırsatın kaybıyla sınırlı kalmayıp meslektaşlarımız için büyük hak kayıplarını da birlikte getirecektir.

 

Aile hekimlerinin bu yöndeki gayretleri Sağlık Bakanlığı’nın merkez ve taşra teşkilatları tarafından da desteklenmeli ve teşvik edilmelidir. Daha açık bir söylemle, yöneticiler değişimi, dönüşümü sağlık ocağı tabelalarının “aile sağlığı merkezi” tabelalarıyla değiştirilmesinden ibaret olarak görmemelidir. Bu, elbette aile hekimliğini tarafların iyi özümsemesi ve eksiksiz uygulaması ile mümkündür. Bakanlığın sağlık sisteminde taşları yerinden oynatan, moda tabirle bu denli radikal bir değişikliği, sahada asıl yükü omuzlayacak olan hekimleri yanına almadan gerçekleştirmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle, bu dönüşümü gerçekleştirmek isteyenlerin aile hekimliğine, belki de bu güne kadar fazlaca önemsemedikleri şekilde, hekimlik imajı yönünden de bakmaları gerekir. Sayın Bakanımızdan başlayarak illerdeki sağlık grup başkanlarına kadar bütün yöneticilerin aile hekimliğini hekimlere bir de bu yönüyle takdim etmeleri sanırım taraflar arasında kaynaşma zemini oluşturacaktır. Aksi takdirde aile hekimliğinin sadece “birinci basamaktaki hekimlerin ücretlerinin iyileştirilmesi” olarak anlaşılmasının önüne geçilemez. Bu durum, hem aile hekimleri hem de dönüşümü gerçekleştirmek isteyenler açısından hiç arzu edilmeyen sonuçlar doğurabilir.

 

Sonuç olarak, aile hekimliğinin birçok açıdan tartışmalı olarak uygulanmaya başlanması, hekimlerin geleceğe ümitle bakmasının önünde engel olarak görülmemelidir. Her yeni uygulama olumlu ve olumsuz tarafları bünyesinde barındırabilir. Olumsuzluklara takılarak fırsatları gözden kaçırmaksa aklıselimle bağdaşmaz. Bu, aile hekimleri için geçerli olduğu kadar, bu dönüşümü gerçekleştirmek isteyenler için de geçerlidir. Sağlıkta dönüşüm programının ancak sahadaki hekimlerin özverili çabaları ile başarıya ulaşabileceğini de unutmamak gerekir.

 
info@kayseritabip.org

Okunma sayısı : 1
 
 
Yorum Ekle
 
Yorumlar
 
 
SİTE BİLGİSİ
Online kişi : 5
Ziyaretçi : 18923
Sayfa gösterimi : 93533
 
DUYURULAR
 
KÖŞE YAZILARI
Prof. Dr. Hikmet AKGÜL
Tam Gün
 
Doç. Dr. Karamehmet Yıldız
Hekimlik İmajı Yönünden Aile Hekimliği
 
Prof. Dr. Şahin AKSOY
Maaşlardaki İyileşme ve Bakanlıkla Diyalog
 
 

© 2009 Kayseri Tabip Odası. Her hakkı saklıdır.
Web Sitesi ve SEO: