MENU
  Ana Sayfa
  Hakkımızda
  Başkan'dan
  Etkinlikler
  Yönetim
  Basında Kayseri T.O.
  Uzmanıyla Söyleşi Dökümanları
  Mevzuat
  Üyeler
  Forum
  Resim Galerisi
  Download
  İletişim
 
ANKET
 
Önemli Bağlantılar
  Sağlık Bakanlığı
  Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü
  Türk Tabipleri Birliği
  Kayseri Valiliği
  Kayseri Büyükşehir Belediyesi
  Kayseri Eczacılar Odası
  E.Ü. Tıp Fakültesi
  Kayseri Eğt. ve Arş. Hastanesi
  Kayseri Doğumevi
  NNY Göğüs Hastanesi
  Özel Anakalp Hastanesi
  Özel Avrupa Hastanesi
  Özel Erciyes Hastanesi
  Özel Güneş Hastanesi
  Özel Hayat Hastanesi
  Özel İbni Sina Hastanesi
  Özel Kayseri Göz Merkezi
  Özel Maya Göz Merkezi
  Özel Melikgazi Hastanesi
  Özel Sevgi Hastanesi
  Özel Tekden Hastanesi
 

 

 
 

YÖK’ten “izin” genelgesi
08/01/2009
YÖK Başkanlığı’nın 17.11.2008 gün ve 033505 sayılı “Akademik Kadrolar” konulu genel yazısına ilişkin TTB Hukuk Bürosu görüşü:

YÖK Başkanlığı’nın 17.11.2008 gün ve 033505 sayılı “Akademik Kadrolar” konulu
genel yazısına ilişkin TTB Hukuk Bürosu görüşü:

I - Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının 17.11.2008 gün ve 033505 sayılı akademik kadrolar konulu genel yazısının sonuçları:

Genel yazının yaratacağı sonuçları tam olarak belirleyebilmek için öncelikle kapsamını anlaşılır hale getirmek gerekmektedir. Yazıda “kamu kuruluşları veya ‘meslek kuruluşlarının’ yönetim veya denetim organlarında görev yapmak üzere ilgili Kanun hükümleri uyarınca görev alanlar” ibaresi kapsamı belirtmektedir. “Kamu kuruluşları”nda görev almanın yöntemi 2547 Sayılı Yasa ile bazı özel Kanunlarda düzenlenmiş olduğundan değerlendirmemizin dışında tutulacaktır.

“…‘meslek kuruluşlarının’ yönetim veya denetim organlarında görev yapmak üzere ilgili Kanun hükümleri uyarınca görev alanlar” ibaresinin belirsizliğinden dolayı oldukça geniş bir kapsamı bulunmaktadır. “Meslek kuruluşu” kavramının içine Türk Tabipleri Birliği, Barolar, Eczacılar vb. kanun ile kurulmuş Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları girdiği gibi, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü uyarınca düzenlenen tıpta uzmanlık ve yan dal uzmanlığı alanlarında veya bilim alanlarda faaliyet göstermek üzere kurulmuş tıpta uzmanlık dernekleri, diğer meslek mensuplarının kurduğu ve meslekle ilgili alanlarda faaliyet gösteren dernekler, hatta giderek sendikaların girmesi bile söz konusu olacaktır.

Bu durumda, öğretim üyelerinin üyesi oldukları örgütlerde seçilme haklarını kullanabilmeleri için YÖK yasasının 38. maddesine göre görevlendirilmeleri gerekmektedir. 38. Maddeye göre görevlendirme için ise ilgilinin isteği dışında üniversite yönetim kurulunun uygun görmesi ve rektörün onayı gerekmektedir. Bu şekilde görevlendirilen öğretim üyeleri döner sermayeden yararlanamamaktadır.

Genel yazıyla, Üniversite Öğretim üyelerinin örgütlenme özgürlüğü haklarının kullanımını Üniversite Yönetim Kurulunun ve rektörün uygun görmesine bağlanmakta, emekleri sonucu elde ettikleri ücretlerin önemli bir parçası olan döner sermaye ödemelerinden de vazgeçmeye zorlanmaktadır. Böylece hem öğretim üyesi olan bireylerin örgütlenme özgürlüğüne hem de bu kişilerin yönetim ve denetim organlarında yer aldığı meslek örgütlerinin faaliyetlerine müdahale süreci başlatılmaktadır.

II- Genel Yazının Hukuksal Değerlendirmesi

1- Yükseköğretim Kurulunun öğretim üyelerinin meslek örgütlerine seçme ve seçilme hakkını sınırlama yetkisi bulunmamaktadır.

Anayasanın 130. Maddesinde yükseköğretim kurumlarının görev, yetki ve sorumlulukları ile öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkilerinin kanunla düzenleneceği belirtilmiştir.

Anayasanın 131. maddesinde ise Yükseköğretim Kurulu’nun Kurul teşkilâtı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esaslarının kanunla düzenleneceği belirtilmiştir. 2547 Sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 7. maddesinde Yükseköğretim Kurulunun görevleri düzenlenmiştir.

Değinilen Anayasa maddelerinde açıkça yer aldığı üzere Yükseköğretim Kurulu, üniversite öğretim üyelerine Yasa ile düzenlenmeyen bir yükümlülük getiremez.

Bu durumda 2547 Sayılı Yasa’da üniversite öğretim üyelerinin örgütlenme özgürlüğüne müdahaleye olanak veren bir yasa hükmü bulunup bulunmadığına bakmak gerekmektedir. Genel yazıda müdahaleye dayanak olarak gösterilen ne 36 ne de 38. madde de müdahalenin yasal dayanağı yoktur.

Yazıda dayanak olarak gösterilen 36. Madde “ÇALIŞMA ESASLARI” başlığını taşımaktadır. “Çalışma” kavramının kullanılmasından anlaşılacağı üzere öğretim üyesi olarak akademik personelin “bir iş görmesine” ilişkin kuralları düzenlemektedir. Öğretim üyesinin iş görmesi dışında örgütlenme hakkının sınırlanması ile ilgili bir hüküm içermemektedir.

Diğer değinilen madde olan 38. maddenin üst başlığı ise “KAMU KURULUŞLARI VE VAKIFLARDA GÖREVLENDİRME” dir. Bu madde başlığından ve kapsamından açıkça anlaşıldığı üzere izne bağlanan durum, öğretim üyelerinin öğretim üyeliği görevinin “işinin” devamı ve bir parçası olarak belirtilen kuruluşlarda “iş görmek” üzere geçici olarak görevlendirilmesidir. 

Bu madde de tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelerde ve Anayasa’da düzenlenen temel haklar içinde yer alan örgütlenme özgürlüğünü sınırlandıran, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’nın yazısına dayanak oluşturacak bir düzenleme bulunmamaktadır.

Bu nedenle Yükseköğretim Kurulu’nun öğretim üyelerine yönelik olarak anayasada tanımlanan temel hak ve özgürlüklerden olan örgütlenme özgürlüğünün kullanımını izin koşuluna bağlaması, ekonomik sonuçlar öngörmesi vb yollarla sınırlama yetkisi bulunmamaktadır.

2- Yükseköğretim Kurulu’nun yazısı örgütlenme hakkının güvence altına alındığı ulusal ve uluslararası düzenlemelere açıkça aykırıdır.

Yukarıda değinildiği üzere Yükseköğretim Kurulu’nun yazısında yer alan “meslek kuruluşu” kavramı dernekleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarını hatta sendikaları içine alacak genişliktedir. Yazı buralara üye olmayı izne tabi kılmamakla birlikte yönetim ve denetim organlarına seçilip görev yapmayı üniversite yönetim kurulunun ve rektörün iznine tabi kılmakta, döner sermaye kesintisi gibi ekonomik sonuçlar yüklemektedir. Bu nedenle hem öğretim üyelerini hem de denetim ve yönetim kurullarında yer aldıkları meslek kuruluşlarını etkilemektedir. 

Meslek örgütleri kar amacı gütmeyen, toplumsal ve mesleki çıkarları gerçekleştirmek amacıyla kurulan kuruluşlardır. Bu kuruluşlar devlet organlarından bağımsız ve kural olarak gönüllülük esasına göre çalışırlar. Anayasa Mahkemesi’nin 1987/14 E ve 1988/1 K sayılı kararında “Çağdaş demokraside kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının (Barolar, Odalar), sendikaların, kamu faydasına yararlı derneklerin, olağan derneklerin, vakıfların, tüm baskı gruplarının devlet düzeni, siyasal ve toplumsal yaşam yönünden birbirinden ayrılmaz ve yadsınmaz değerleri, hepsinin kamusal önemi vardır.” denmektedir.

Anayasa Mahkemesi’nin daha 1987 tarihli kararlarına konu olan baskı grubu kavramı, çağdaş demokrasinin olmazsa olmazı kabul edilmekte ve sayısız Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararında, bir ülkenin demokratiklik ölçütü olarak değerlendirilmektedir. Baskı grupları, idareyi/yönetimi/hükümet edenleri, en genel ifadesiyle devleti çevreleyen, öneri, eleştiri, talepleri ile ülke yönetimine katkıda bulunan ve yönetimi toplum adına denetleyen gruplar/örgütlerdir.

Baskı gruplarının var olabilmesi ve yaşayabilmesi için, temel insan hakları yelpazesinin başat önemindeki iki kardeş hakkına, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü haklarına ihtiyaç bulunmaktadır. Gerçekten de, örgütlenme özgürlüğü sadece bir araya gelmeyi, aynı çatı altında toplanmayı değil, “çıkarlarını korumak için” bir baskı grubu oluşturmayı da kapsar ve dahası gerekli kılar. Nitekim; örgütlenme özgürlüğü önündeki hukuki engeller, hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları hem de ülkemizin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler doğrultusunda yeniden düzenlenmiş, engeller kaldırılmaya çalışılmıştır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. Maddesinde örgütlenme özgürlüğü güvence altına alınmaktadır. Maddede herkesin asayişi bozmayan toplantılar yapmak, demek/örgüt kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendika kurmak ve sendikaya katılmak hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

11. maddenin 2. fıkrasında ise bu hakların kullanılmasının, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabileceği belirtilmiştir. 2. fıkrasının ilk cümlesi uyarınca örgütlenme özgürlüğüne müdahale edilebilmesi için öncelikle müdahalenin kanunla öngörülmüş olması gerekir. Kanunla öngörülmüş olması tek başına müdahale için yeterli olmamakta ayrıca müdahalenin maddede sayılan meşru amaçlardan birini gerçekleştirmek için yapılması ve demokratik düzenin gerekleri ile uyumlu olması gerekir.

Sözleşmenin bu maddesi uyarınca genel yazıyı değerlendirdiğimizde öğretim üyelerinin ve üyesi oldukları örgütlerin örgütlenme özgürlüğüne yapılan müdahale kanunla yapılmamıştır. Öncelikli olarak bu nedenle hukuka aykırıdır. Kanun’da yer alsaydı bile sözleşmede sayılan meşru bir amaca dayanmadığı ve demokratik toplumun gereklerine aykırı olduğu için de sözleşmeyi ihlal etmesi söz konusudur.

Öte yandan örgütlenme özgürlüğü ile düşünce ve ifade özgürlüğü arasında kopmaz bir bağ bulunmaktadır. Örgütlenme özgürlüğü olmadan düşünce ve ifade özgürlüğünün hayata geçirilmesi olanaklı olamayacağından genel yazı ile öğretim üyelerinin AİHS’nin 9 ve 10 maddelerinde güvence altına alınan düşünce ve ifade özgürlüğüne de müdahale edilmektedir.

İç hukukta ise başta Anayasa’nın Dernek kurma özgürlüğünü düzenleyen 33. maddesi ihlal edilmektedir. Bu madde uyarınca herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten çıkma (Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanır hürriyetine sahiptir. Maddede örgütlenme özgürlüğünün, AİHS’ne benzer bir biçimde ancak, milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlak ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabileceği belirtilmiştir.

Kuşkusuz örgütlenme özgürlüğü sadece örgüte üye olmayı ya da örgütün faaliyetlerine katılmayı değil aynı zamanda seçme ve seçilme, seçilmiş organlarda görev yapma hakkını da kapsamaktadır.

Nitekim Medeni Kanunun 57. maddesinde herkesin, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip olduğu, 68. maddesinde dernek üyelerinin eşit haklara sahip olduğu, her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yönetimine katılma hakkının bulunduğu açıkça düzenlenmiştir. 72. maddesinde ise Derneğin zorunlu organlarının, genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu olduğu belirtilmiştir.

Dernekler Kanununda da paralel hükümlere yer verildiği gibi dernek kurma hakkının düzenlendiği 3. maddesinde fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kişilerin, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahip olduğu, ancak, Türk Silahlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamaların saklı olduğu belirtilmiştir. Bu vurgu ile bu hakka ancak yukarıda belirtildiği üzere AİHS’nde belirtilen unsurları içeren bir kanun hükmüne dayanarak müdahale etmek olanaklıdır. 

Dernekler Kanunun 13. maddesinde dernek hizmetlerinin esasen gönüllülük temelinde yürütüleceği, dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine ücret verilebileceği belirtilmiştir. Görüldüğü üzere kanun ile açıkça sınırlanmamışsa kamu görevlilerinin yönetim ve denetim organlarında görev alabileceği ancak bu kurul üyeliklerinden dolayı ücret alınamayacağı düzenlenmektedir.

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlar ise Anayasa’nın 135. maddesinde düzenlenmiştir MADDE 33 - Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.Dernek kurabilmek için kanunun gösterdiği bilgi ve belgelerin, kanunda belirtilen yetkili mercie verilmesi yeterlidir. Bu bilgi ve belgelerin kanuna aykırılığının tespiti halinde yetkili merci, derneğin faaliyetinin durdurulması veya kapatılması için mahkemeye başvurur. Hiç kimse bir derneğe üye olmaya ve dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Dernek kurma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.(Dört ve Beşinci Fıkralar: 4121 - 23.07.1995)(Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Dernekler, kanunun öngördüğü hallerde hâkim kararıyla kapatılabilir veya faaliyetten alıkonulabilir. Ancak, milli güvenilğin, kamu düzeninin, suç işlenmesini veya suçun devamını önlemenin yahut yakalamanın gerektirdiği hallerde gecikmede sakınca varsa, kanunla bir merci, derneği faaliyetten men ile yetkilendirilebilir. Bu mercin kararı, yirmidört saat içerisinde görevli hakimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, bu idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.. Maddeye göre “(Değişik Fıkra: 4121 - 23.07.1995) Birinci fıkra hükmü, Silahlı Kuvvetler ve kolluk kuvvetleri mensuplarına ve görevlerinin gerektirdiği ölçüde Devlet memurlarına kanunla sınırlamalar getirilmesine engel değildir.Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.”

Bu madde uyarınca kendi özel kuruluş kanunları ile görev ve sorumluluk alanları tanımlanan Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları’nın hem toplumla hem de meslek mensupları ile ilgili kamusal görevleri bulunmaktadır. Bu görevleri ise üyeleri arasından seçilmiş organları aracılığı ile yerine getirilmektedir. Bu organlarda görev alma bakımından bütün üyeler arasında eşitlik bulunmakta, seçme ve seçilme hakkının kullanım yönünden üyelik yeter koşul olup, kamu görevlisi olup olmamanın önemi bulunmamaktadır. Kamu Kurumu Niteliğinde Meslek Kuruluşlarının özel yasalarında üye olan bütün meslek mensuplarına tanınan organlarda görev alma hakkı, genel yazı ile öğretim üyesi olanlar yönünden hukuka aykırı olarak sınırlandırılmaktadır.

III- Sonuç

Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğü bilimsel üretimin önkoşuludur. Üniversitelerin bilimsel çalışmalar için gereksinim duyduğu bilimsel özerkliği; düşünce ve ifade özgürlüğü ile bu özgürlüklerin altyapısını oluşturan örgütlenme özgürlüğü olmadan gerçekleştirmek olanaklı değildir. Bu özgürlüklere, bilimsel özerklik konusunda yüksek düzeyde duyarlı olması gereken Yükseköğretim Kurulu tarafından müdahale edilmesi hukuka aykırılığı daha da ağırlaştırmaktadır.

Yükseköğretim Kurulu’nun yazısının geri alınması ya da yürütmesinin durdurulması için Türk Tabipleri Birliği veya öğretim üyeleri adına gerek idare gerekse yargı nezdinde her türlü hukuksal başvuruda bulunulabileceği düşünülmektedir.

Okunma Sayısı : 979
Yorum Ekle                    Arkadaşına Gönder                    Haberi Yazdır
Yorumlar
Son Haber Başlıkları
    • AVRASYA ACİL TIP KONGRESİ
 
    • ANAYASA MAHKEMESİ TAM GÜN YASASININ BAZI MADDELERİNİN İPTAL ETTİ
 
    • 14 MART TIP BALOSU
 
    • 4. Geleneksel Barbekü Partisi
 
    • BASIN BİLDİRİSİ
 
 
SİTE BİLGİSİ
Online kişi : 5
Ziyaretçi : 18923
Sayfa gösterimi : 93529
 
DUYURULAR
 
KÖŞE YAZILARI
Prof. Dr. Hikmet AKGÜL
Tam Gün
 
Doç. Dr. Karamehmet Yıldız
Hekimlik İmajı Yönünden Aile Hekimliği
 
Prof. Dr. Şahin AKSOY
Maaşlardaki İyileşme ve Bakanlıkla Diyalog
 
 

© 2009 Kayseri Tabip Odası. Her hakkı saklıdır.
Web Sitesi ve SEO: